çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Şubat 2008 Pazar

Çocuklarda sıkıntı

Çocuklarda sıkıntı

Bütün çocuklarda sıkıntı görülebilir. Çocuklardaki sıkıntı gelişimdeki belli zamanlarda beklenen bir şeydir ve normaldir. Örneğin yaklaşık olarak 7 aylıktan okul öncesi yıllarına kadar sağlıklı çocuklarda anne-babalarından veya yakın oldukları diğer kişilerden ayrıldıklarında yoğun sıkıntı görülebilir. Küçük çocuklarda kısa süreli korkular görülebilir (karanlık korkusu, fırtına, hayvan ve yabancılarda korkma gibi). Bununla birlikte sıkıntı şiddetli olduğunda ve anne-babadan ayrılma, okula başlama ve arkadaş edinme gibi alanlarda çocuğun günlük yaşantısını etkilemeye başladığıda anne-babalar çocuk ve ergen psikiyatristinin değerlendirmesini ve önerilerini almayı düşünmelidirler.

Şiddetli ayrılık sıkıntısı olan çocuk ve ergenlerde aşağıdakilerden bazıları görülebilir:

  • kendisi ve anne-babasının güvenliği hakkında sürekli düşünce ve korkular,
  • okula gitmeyi red etme,
  • sık karın ağrısı ve diğer bedensel şikayetler,
  • evden uzakta uyumada karşı aşırı endişeler,
  • evde aşırı yapışkan davranış,
  • anne-babadan ayrıldığında panik veya öfke.

Bazı sıkıntılı çocuklar yeni insanlarla tanışmak veya konuşmadan korkarlar. Böyle çocuklar ailesinin dışında az arkadaş edinebilirler. Çocuklarda görülen diğer şiddetli sıkıntılar şunlar olabilir:

  • birşey olmadan o konuyla ilgili pekçok endişeler,
  • okul, arkadaşlar veya sporlar hakkında sürekli endişe veya aşırı ilgi.

Sıkıntılı çocuklar sıklıkla aşırı gergin ve sinirliirler. Bazıları tekrar tekrar temin edici söz beklerler ve endişeli halleri davranışlarına etki edebilir. Sıkıntılı çocuklar sessiz, yumuşak başlı ve başkalarını sevindirmeye hevesli olabildiklerinden içinde bulundukları zorluk farkedilmeyebilir. Anne-babalar şiddetli sıkıntının işaretleri konusunda dikkatli olmalı, böylece erkenden önlem alıp olabilecek olumsuz sonuçlardan korunabilirler. Erken tedavi gelecekteki arkadaşlık kuramama, sosyal ve okul başarısındaki kapasitesine ulaşamama ve kendine güven duygusunda düşme gibi zorlukları önleyebilir.

Çocuklardaki şiddetli sıkıntı problemleri tedavi edilebilir. Tedavisinde şuyöntemler birlikte uygulanabilir: bireysel psikoterapi, aile terapisi, ilaç tedavisi, davranış tedavisi ve okulla işbirliği içine girerek danışmanlık yapmak.

Çocuğunuz için nerede yardım bulabilirsiniz

Çocuğunuz için nerede yardım bulabilirsiniz

Eğer çocuğunuzun duygu ve davranışlarıyla ilgili endişeleriniz var ve bir çocuk ve ergen psikiyatristi veya psikiyatrik yardım alacak bir yer bilmiyorsanız:

- Daha önce psikiyatrik tedavi tecrübesi olan arkadaşlar veya akrabalara sorun
- Kendi çocuk veya aile doktorunuza danışın
- Çocuğunuzun okul danışmanıyla ilişki kurun
- Bölgenizdeki üniversite, devlet, sigorta veya özel hastanelere danışın

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Psikiyatri AD ile temas kurabilirsiniz.
Tlf: 0.332.3232600 'den 1220

Çocuğunuz için ne zaman yardım istemelisiniz?

Çocuğunuz için ne zaman yardım istemelisiniz?

Çocuklarındaki duygusal veya davranış problemlerini genellikle ilk olarak anne-babaları farkederler. Anne-babanın artan endişesi ve öğretmen veya akrabalar gibi başkalarının benzer gözlemleri çocukların tedaviye yönlendirme kararında etkili olabilir. Aşağıda çocuk ve ergen psikiyatristinin değerlendirmesinin gerekli olduğu sık görülebilen bazı durumlar listelenmiştir.

Küçük çocuklar

- Okul başarısında belirgin düşme.
- Çok çalışmasına rağmen okulda düşük notlar.
- Aşırı endişe, sıkıntı: okula gitmeyi, uyumayı veya yaşıtlarının normal olarak yaptığı aktivitelerde yer almayı ısrarla reddetme şeklinde kendini gösterebilir
- Aşırı hareketlilik, yerinde duramamak, oyunların dışında sürekli hareketlilik.
- Sürekli kabus görme.
- Sürekli başkaldırma veya saldırgan davranışlar (6 aydan daha uzun) ve otoriteye karşı aşırı karşı gelme.
- Sık ve izah edilmesi güç öfke nöbetleri

Ergenlik öncesi ve ergenlik dönemi

- Okul başarısında belirgin değişiklik
- Alko ve diğer maddelerin kötüye kullanımı.
- Günlük uğraşlar ve problemlerle başetmede yetersizlik
- Uyuma ve yeme alışkanlıklarında belirgin değişiklikler
- Bedensel hastalıklarla ilgili pek çok şikayetler
- Başkalarının haklarına karşı saldırganca veya saldırganca olmayan, ısrarlı şekilde karşı gelme; otoriteye karşıtlık; okuldan kaçma; çalma; insan, eşya veya hayvanlara eziyet etme
- Mevcut kilo ağırlığı fazla olmadığı halde şişmanlama konusunda yoğun korku
- Depresyon, uzun süreli olumsuz duygu ve davranışlar, sıklıkla iştah azalması, uyumada güçlük veya ölüm düşünceleri eşlik eder

Çocuklar ve silahlar


Anne-babalar ve ilgili uzmanlar dahil pek çok kimse ateşli silahlarla öldürülen, giderek artan sayıdaki çocuk ve ergenler için endişe duymaktadırlar.

Her gün 18 ve daha küçük yaştaki 10 Amerika'lı çocuk ateşli silahla intihar, özkıyım ve kazalar nedeniyle ölmektedir. Pek çoğu ise yaralanmaktadır. 1986'dan bu yana Amerikada büyük şehirlerde 16 yaş ve altındaki çocuklarda ateşli silah yaralanmaları yüzde 300 artmıştır. Onlu yaşlardaki ölümle sonuçlanan çocuk intiharlarının %60'ı ateşli silahlarla olmaktadır. Her yıl yaklaşık 3.000 onlu yaşlardaki çocuk ateşli silahla intihar girişiminde bulunmaktadır. 1987 yılında 400.000 çocuk okula ateşli silah getirmişlerdir. Baltimor'da erkek çocukların yarısı lise liselerine silahla girdikleri rapor edilmiştir.
En azından 25 milyon Amerika'lı aile evlerinde ateşli silah bulundurmakta ve %50'si dolu olarak tutmaktadır. Ülkemiz için de benzer sorunlardan bahsedilmekte zaman zaman gazete ve televizyonlarda örneklerine rastlamaktasınız.

Çocukları ve ergenleri silah geçirmez yapamayız. Çocuklar oyunu severler ve aktiftirler. Ergenler meraklı ve ataktırlar. Bu sağlıklı özellikler bir silah nedeniyle ölümle sonuçlanabilir.

Çocukları ateşli silahlardan korumanın en iyi yolu evden bütün silahları kaldırmaktır. Eğer anne-baba mutlaka evde silah bulundurmaları gerektiğini hissediyorlarsa devamlı bir tehlike olacaktır. Aşağıdaki önlemlerle tehlike azaltılabilir:

- Tüm silahları boş ve kurulmamış olarak güvenli bir yerde kilitli tutun. Yalnızca anne-baba nerede kilitli olduğunu bilmelidir.
- Silahlar ve mermileri ayrı yerlerde kilitli olarak tutun.
- Silahların kullanılmalarına engel olacak kilit ve emniyet sistemleri kullanın.
- Silahı eline aldığında ve temizlenirken bir an için bile dikkatsiz şekilde bırakmayın, her zanam gözünüzün önünde olsun.

Anne-baba evde silah bulundurmuyorsa da, çocuklarının oynadığı diğer yerlerdeki anne-babalarla birlikte güvenlik önlemlerinin alındığından kontrol etmelidir. Bir araştırma sonucunda 16 yaşının altındaki çocuklarda kazayla silah yaralanmalarının %40'ının arkadaşlarının veya akrabalarını evlerinde gerçekleştiği görülmüştür. Bu üzücü olaylar en çok çocuklar gözetimsiz bırakıldığında görülmektedir.

Ergenler alkol içmişken bir silah elde ettiklerinde şiddet riski hızla artmaktadır. Bir araştırmada aile bireyleri arasında silahla ölüme neden olma vakalarında suçlu ve kurbanların %90'ının alkollu veya uyuşturucu kullanmış olduğu bulunmuştur.

Bir Amerika'lı çocuk her gün ortalama olarak 45 şiddet sahnesine tanık olmaktadır ve bunların çoğu ateşli silahlardır. Çocuklar her zaman gördüklerini taklit ederler ve televizyonda yoğun şiddet sahnelerini seyrettikten sonra daha saldırgan davranışlar gösterirler. Anne-baba çocuklarını şiddet içeren TV sahnelerinin etkilerinden korumalıdır. Örneğin anne-baba çocuklarıyla birlikte TV seyredebilir, TV seyretmeyi sınırlayabilir ve şiddet içeren sahneler çıktığında, şiddeti tasvip etmediğini, problemleri çözmede bu şekilde davranmanın doğru yol olmadığını vurgulayabilir.

Duygusal ve davramış problemleri olan çocuk ve ergenler, hem kendilerine hem de başkalarına karşı daha çok silah kullanabilirler. Çocuklarının aşırı saldırgan olduğu veya duygusal bir bozukluğu olduğunudan endişe eden anne-babalar bir çocuk ve ergen psikiyatrsitine başvurmayı düşünebilirler.

Çocuklar ve boşanma


Boşanan aileler çoğu kez boşanmanın çocuklarının üzerindeki etkileri konusunda endişelenirler. Boşanan anne babalar her ne kadar kendi problemleri ile meşgul olsalar da hala kendilerinin çocuklarının yaşamındaki en önemli kimseler olduklarını kavramışlardır.

Boşanma ebeveynler için duruma göre kötü veya iyi bir gelişme olabilirken, çocuklar için korku oluşturur ve güvenlikleri için bir tehlike olarak algılayıp endişelenirler. Bazı ebeveynler boşandıkları için o kadar üzülür veya kendilerini sorumluluk altında hissederler ki çocuklarına bakmak veya onları rahatlamak için dönerler. Boşanmanın ne olduğunu ebeveynler anlatmazlarsa çocuklar tarafından yanlış yorumlanabilir.

Çocuklar çoğu kez anne-babalarının arasındaki anlaşmazlığı kendilerinin neden olduğuna inanırlar. Çoğu cocuk anne-babalarının yeniden bir araya getirmek sorumluluğunu kendi üzerlerine alırlar, bazen bunun için fedakarlık yaparlar. Bedensel veya psikolojik hastalıklara karşı gelişen zaafiyet, boşanma sonrasında ebeveynlerden birinin veya her ikisinin örseleyici kaybından kaynaklanabilir. Bununla birlikte, özen ve itina ile yaklaşıldığında, boşanma sırasında da ailenin bağları harekete geçirilebilir ve çocuğa ebeveyn çatışmasından kaynaklanan sıkıntıları aşmasında yardım edilebilir.

Çocuklarında aşırı sıkıntı işaretleri konusunda ebeveynler dikkatli olmalıdır. Bu okula karşı istek azalması, arkadaş edinme ve onlarla birkilte olmaya isteksizlik hatta hoşlandığı uğraşlara karşı ilgisizlik şeklinde olabilir. Diğer işaretler aşırı veya çok az uyuma, isyankarlık, aile içinde sık kavga-çekişmeyi içerebilir.

Çocukların, evliliğin sonlanmasına ve artık birlikte yaşamayacak olmalarına rağmen, anne ve babalarının yine onların ebeveynleri olacağını bilmeye ihtiyaçları vardır. Uzun süren vesayet, çocuğa kimin bakacağı tartışmaları veya çocuğa bir tarafı seçme konusunda baskı yapılması özellikle çocuk için zedeleyici olabilir ve boşanmanın verdiği zararı artırabilir.

Anne-babanın çocuklarının iyiliği ve geleceği konusunda uyumlu olmaları ve bunu devam ettirmeleri önemlidir. Eğer çocuk endişe belirtileri gösterirse aile doktoru veya çocuk doktoru çocuğu bir çocuk ve ergen psikiyatristine gönderebilir. Çocuk ve ergen psikiyatristi bu durumda anne-baba ile görüşebilir ve onlara nasıl davranacakları konusunda yardımcı olabilir.

Çocuklarda yatak ıslatma


Çocukların çoğu üç yaş civarında gece kuru kalmaya başlarlar. Çocukta bu yaştan sonra yatak ıslatma problemi (enurezis) olduğunda anne-baba ilgilenmelidir.

Doktor enurazisin bir hastalık olmayıp çok sık görülebilen bir belirti olduğunu vurular. Geçici bazı durumlarda, özellikle çocuk hasta olduğunda da görülebilir. Anne-babanın bilmesi gerekn bazı bilgiler şunlardır:

  • Üç yaşından sonra çocukların ortalama yüzde 15 'i yatak ıslatırlar.
  • Erkekler kızlardan daha fazla yatak ıslatırlar.
  • Yatak ıslatma ailevi özellik gösterebilir.
  • Genellikle ergenlikle yatak ıslatma geçer.

Üç veya dört yaşından sonra devamlı yatak ıslatma nadiren böbrek veya mesane problemine bağlı olabilir. Yatak ıslatma bazen uyku bozukluğuyla ilişkilidir. Çoğu vakalarda neden çocuğun mesane kontrolünün gelişmesinin normalden daha yavaş olmasıdır. Yatak ıslatma çocuğun ilgi gerektiren huzursuzluk ve duygularının sonucuyla olabilir.

Yatak ıslatmaya neden olabilen değişik heyecansal nedenler vardır. Örneğin, aylar veya yıllardır gece kuru kalkan bir çocukta yatak ıslatmanın başlaması güvensizlikle ilgili yeni korkularını yansıtabilir. Çocukta kendini güvensiz hissetmeye yol açan, yeni bir yere taşınma, aile bireylerinden birini kaybetme veya genellikle eve yeni bir bebeğin gelmesi gibi bir olayı takip edebilir. Bazen bir müddet kuru kaldıktan sonra yatak ıslatma çocuğun tuvalet eğitiminin aşırı olmasına bağlı olabilir.

Anne-baba çocuklarının yataklarını kasten ıslatmadıklarını ve yaptıkları için genllikle utandıklarını hatırlamalıdır. Çocukları utandırmak ve ayıplamaktan ziyade anne-babalar çocuklarına cesaret vermeli ve yakında yataklarında kuru kalkmanın mutluluğunu yaşayacaklarına inandıklarını göstermelidir. Bir çocuk doktorunun tavsiyeleri genellikle yardımcı olur.

Bazı durumlarda yatak ıslatma problemi anne-baba, aile doktoru veya çocuk doktoru tarafından çözülemez. Bazen çocukta ek olarak sürekli hüzünlülük veya huzursuzluk, yeme veya uyku alışkanlığında değişme gibi duygusal problemler görülebilir. Bu durumlarda anne-baba yatak ıslatmanın nedeni olabilecek fiziksel ve duygusal problemleri değerlendirecek bir çocuk ve ergen psikiyatristi ile konuşmak isteyebilir.