Günlük yaşam için bazı pratik öneriler
Çoğu hastalar, günlük yaşamda kendilerinden beklenenleri artık yerine getirememe korkusu ile yaşamaktadırlar. Çoğu zaman sabah saatlerinde kendilerini bitkin hissederler ve bu zamanlarda canları hiçbir şey yapmak istemez.
Genelde öğleden sonraki saatlerde moralleri biraz daha yüksek olur. Siz de şikayetlerinizin özellikle sabah saatlerinde çok daha fazla ve öğleden sonraki saatlerde bir nebze azalmakta olduğunu tespit ettiyseniz, ertelenmesi mümkün olmayan işlerinizi (alışveriş, banka işlemleri vs.) öğleden sonraki saatlerde halletmeye çalışın.
Hasta olduğunuzu kabul edin ve kendinizi hasta hissetmenize izin vermekten de çekinmeyin. Kendinizi zorlayıp "toparlanmaya" çalışmanızın bir anlamı yoktur. Size iyi geliyorsa, gidin rahatça uzanın, bunu yaptığınız için de vicdan azabı çekmeyin; çünkü siz hastasınız ve bundan dolayı kendinizi biraz geri çekmek istemeniz de, sizin en doğal hakkınızdır. Yaptıklarınıza her zaman haklı bir gerekçe bulmak zorunda değilsiniz; o an istemediğiniz veya size zevk vermeyen bir işi de zorla yapmaya kalkışmayın. Hastalığınız sürecinde örneğin eşinizden ayrılmak veya iş yerinizi değiştirmek gibi hayatınız için önemli olan kararlar vermeyin. Bu durumda verdiğiniz kararlarda depresyonunuzun mutlaka bir "etkisi" vardır. Düşüncelerinizin daralmış
olması itibarı ile kararlarınızda olumsuz bir etki söz konusudur ve bu ruh halinde verilen kararlardan dolayı sonradan çoğu zaman pişmanlık duyulmaktadır.
Günlük aktivite yoğunluğunu iyileşme sürecinde günden güne artırın; ancak bunu yaparken başarılarınıza karşılık olarak kendinizi ödüllendirmeyi de ihmal etmeyin, örneğin bir demet çiçek veya güzel bir yemek veya benzer bir şeyle kendinize küçük bir mutluluk kaynağı yaratın.
Depresyon, çok ciddiye alınması gereken ağır bir hastalık olmakla birlikte, modern terapi yöntemleri sayesinde iyi bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Bu olgu, sizin için tedavi sürecinin mümkün olan en iyi seviyede uygulanmasının sağlanması açısından sabır ve güvene sahip olmanız için yeterli bir nedendir. Ancak bu şekilde hayatınıza yeniden başlama şansına sahip olursunuz!
22 Nisan 2008 Salı
Günlük yaşam için bazı pratik öneriler
Başarılı bir tedavi süreci için önemli
Başarılı bir tedavi süreci için önemli davranış kuralları
a) Sabırlı olun!
İlaçların depresyonun tedavisinde çok etkili olduğunu, ancak bu etkinin ancak iki ila üç hafta sonra kendini göstermeye başladığını ve zaman geçtikçe bütün özelliklerini
ortaya koyduğunu hiçbir zaman unutmayınız. Ancak birçok hasta, durumunun biraz düzelmesi ile birlikte uygulamaya başlanan tedavi yöntemlerine zamanından önce ara verme eğilimi göstermektedir. Ancak başarılı bir tedavinin çok sabır ve metanet gerektirdiğini hiçbir zaman gözardı etmeyiniz!
b) İlacınızı düzenli olarak almayı ihmal etmeyin!
Antidepresan ilaçlarla tedavi edilen hastaların takriben % 70'i, ilk kez verilen ilaca oldukça iyi cevap vermektedir. İyileşmenin en başta gelen koşulu, hastanın uygulamaya başlanan tedavi yöntemlerine istikrarlı bir şekilde sonuna kadar riayet etmesidir. Önerilen ilacı aylar boyunca düzenli olarak ve şart koşulan dozajlarda almak zorundasınız; bunu yaparsanız, iyileşme sürecini başlatmış olursunuz. Tedavinin ne kadar süreceğine doktorunuz sizinle birlikte karar verecektir. Tedaviye kesinlikle zamanından önce ve kendiliğinizden ara vermeyin ve diğerlerin fikirlerinden olumsuz etki altında kalmanıza izin vermeyin ve daima şu olguyu göz önünde bulundurun:
"Tedaviye devam ettiğim için kendimi iyi hissediyorum!"
c) Ne kadar erken davranırsanız, sizin için o kadar iyi olur!
Depresyon, yeniden nüksetme eğilimi gösteren bir hastalıktır. Yani kendinizde bir depresyona işaret eden ilk belirtileri gözlemlediğinizde çok fazla beklemeyin. Ne kadar erken davranırsanız, tedavi süreci o kadar hafif olur ve yeniden nükseden depresyon vakasının başarılı tedavisi de o kadar erken biter.
Depresyonda ilaçsız tedavi yöntemleri
Depresyonda İlaçsız tedavi yöntemleri
Bu tedavilerin başlangıcında psikoterapi refakati diye tanımlanan, yani hasta ile doktor arasında destekleyici, iyi niyetli ve açıklayıcı görüşmelerle doktorun hastaya karşı ilgi ve anlayış ortamının
oluşturulması gelmekte olup, bu konsültasyon, ilaç tedavisine takviye olarak da yapılabilmektedir.
Depresyonda İlaç tedavisi
Depresyonda İlaç tedavisi
Hem sizin, hem de sizi tedavi eden doktorun hangi şikayetlerden muzdarip olduğunuzu bilmesi, çok büyük bir önem taşımaktadır; zira ancak bu şekilde doktorunuz size hangi antidepresan ilacının uygun olduğuna karar verebilir.
Bundan dolayı üzerinizde gözlemlediğiniz belirtileri çok ayrıntılı olarak açıklamanız son derece önemlidir. Bunun için evde en önemli şikayetlerinizi ve en önemli sorularınızı not etmenizi ve bir sonraki doktor ziyaretinizde bu notlarınız temelinde tedavinizi müzakere etmenizi öneriyoruz.
Antidepresanlarla ilgili olarak bilmeniz gereken en temel kural, bu ilaçların hepsinin moralinizi yükseltici bir etkiye sahip olduğudur. Ancak bu etki hemen değil, bir veya iki ve hatta altı hafta sonra kendisini göstermektedir. Yani sabırsızlanmayın ve doktorunuzun önerdiği ilaca kesinlikle zamanından önce ve kendiliğinizden ara vermeyin!
Tabii ki antidepresanların da yan etkileri vardır. Ancak bu yan etkiler, maalesef çoğunlukla tedavinin hemen başlangıcında ortaya çıkmakta ve bu olgu da ilacın alınmasına devam edilmesi arzusunu teşvik etmemektedir. Klasik antidepresan diye tanımlanan ilaçlar, çoğu zaman kilo artışına, rahatsız edici ancak zararsız olsa da ağzın kurumasına yol açmakta ve ayrıca hastayı sıkça yorgun düşürmektedir. Selektif Serotoninin Geri Alım Engelleyicileri (SSRI) olarak tanımlanan preparatlar ise hastaları yorgun düşürmüyor. Bu ilaçların tedavinin başlangıcındaki tipik yan etkileri, sabahları rastlanan mide bulantısı, geçici bir iç huzursuzluk ve çok ender hallerde baş ağrılarıdır. Ancak bu yeni antidepresan ilaçlar kilo aldırmaz ve genel olarak iyi hazmedilir.
Depresyon tedavisi
Depresyon tedavisi
Depresif hastalıkların başarılı olarak tedavi edilebilmesi
için günümüzde kendini kanıtlamış çok sayıda tedavi yöntemleri
mevcut olup, çoğu zaman bu yöntemler kombineli
olarak da uygulanmaktadır..
ilaçlı tedavi yöntemi ve ilaçsız tedavi yöntemi..
Depresyon nasıl oluşur?
Depresyon nasıl oluşur?
Depresyonun tek ve belli başlı bir nedeni yoktur. Modern tıp, birçok koşulun biraraya gelmesinin depresyona yol açabileceği görüşünde mutabıktır.
İnsanın hayatını değiştirebilecek olayların yanısıra şahsiyet veya kalıtım faktörleri de bu koşullar kapsamına girmektedir.
Ayrıca Serotonin, Noradrenalin ve Dopamin gibi belli nörotransmitterlerin de depresyonun oluşmasına ciddi oranda etki ettiği bilinmektedir.
Depresyon Nedenleri
- Uyku rahatsızlıkları (aralıksız uyuyamama, uyku tutmaması, Sabahın erken saatlerinde uyanıp tasalanmaya Eğilim gösterme halleri, aşırı uyku ihtiyacı)
- Boğazında ve göğsünde darlık hissetme
- İştah bozuklukları
- Kilo kaybı
- Kabızlık
- Baş ağrıları
- Boyun veya bel omurgasında ağrılar
- Mide barsak rahatsızlıkları
- Kalp rahatsızlıkları
Önce ev doktorunuz sizi muayene edecek olup, bu rahatsızlıklara organik
bir neden bulması halinde tabii ki önce bunları tedavi edecektir.
Ancak yoğun muayenede bile organik bir bulgunun tespit edilememesine
rağmen yukarıda sıralanan belirtilerden şikayetçi olmaya devam etmeniz, sizin "hastalık hastası" olduğunuz anlamına gelmez. Hastalarımla yaptığım sayısız
görüşmelerden çıkardığım sonuca göre hastaların çoğu, bu bedensel şikayetlerin arkasında bir depresyonun yatabileceğini kabullenme konusunda zorlanmakta olup,
depresyon tedavisi ile birlikte bu şikayetlerin de ortadan kalkacağına bir türlü inanamamaktadırlar. Yani başarılı bir tedavinin en başta gelen şartlarından biri, bu şikayetlerin bir depresyona işaret edebileceğini kabullenmektir.
Bu bedensel şikayetlerin yanısıra hastalık sürecinde ruhi semptomlar da ortaya çıkmaktadır. Bu belirtiler kapsamında hasta, gitgide hayattan zevk alamamakta, içinde bir umutsuzluk hissi gelişmekte ve bir daha iyileşmeyeceğinden endişe etme halleri artmaktadır. Artık hiçbir şeyden haz alınamıyor, hatta bazı hastalar iç dünyalarının
tamamen tükendiği veya çöktüğü hissine kapılıyorlar. Özellikle de hayattan zevk alamama, hobilere olan ilgilin azalması veya yok olması, günlük işlerin üstesinden gelebilme yeteneğinin ortadan kalkması ve aynı zamanda bu kaybın yol açtığı başarısızlık hissi, bu hastalıktan muzdarip insanların güncel hayattaki rollerini yerine getirmede ne kadar zorlandıklarını da göstermektedir. Bu hastalar, hayatlarını alışık tarzda sürdürebilme yeteneklerini kayıp etmekten utanıyorlar.
Ağır ve hatta tedavisi mümkün olmayan bir hastalığa yakalanmış olma korkusu, sonuçta umutsuzluğa yol açmakta. Bundan dolayı bazı hastalar, huzursuz ve tezcanlı görünmekte ve çoğu zaman son iradelerini kullanmak suretiyle kendilerine yöneltilen beklentileri alelacele yerine getirme çabası içine girmektedirler. Bazı hastalar da bunun tam tersine, donuk bir yüz ifadesi ile tamamen ilgisiz bir şekilde odada oturmakta, kendi iç dünyalarına çekilmekte ve diğer insanlarla hiçbir şekilde iletişime girmemeye çaba sarf etmektedirler.